Karanlık o uyanmadan dağılmıştı.
Erken başlanamayan gün,
Kavuşulamayanlar
Ve bitmeyen sıralanmış işler
Zihninde çökelene,
Sonra silinene dek sürebilecekti ancak.
Gece yarısı sonrası
Her şeyi dağılacak.
Durakta onunla birlikte,
Yakınından biraz uzakta
Asla aklında kalmayacak, asla bir daha hatırlanmayacak
İki yüz vardı.
Yaklaşan numarası yanlış otobüsün
Dalgalı camlarında
Yüzü bir an şeklini bulur gibi olsa da
Sıralı bombelerle
Otobüs ivmelendikçe dalgalandı.
Hangi ülkenin ismi ünlü, önemsiz şehrinde,
Hangi otobüs hattındaydı?
Tekrarladı:
Bu sefer biliyorum:
Yapacak hiçbir şeyim yok
Denedim, her yeterden daha yeter
Karşılıksız emeklerim kan-ter
Ve ancak burası geldiğim yer.
Ne yaparsam yapayım,
Bundan sonrası
Benim içimde olsa da
Benden bağımsız gider.
Renkler bir ihtimal döner…
Ancak benden başka olan,
Ama bir ben, benimle bir olup benden öteye bakan
Gelirse bir ‘diğer’.
Karanlık bölük uykusunda fısıldamıştı:
Bu sefer, neredeyse hepsini öğrenmişken hem de,
Öğrendiğin yegâne şey:
Tam yol bitmişken
Ve yeniden başlama ihtimali
İnanılmazdan dönerek gelse de:
Yok yapabileceğin hiçbir şey.
[20 ağustos 2010, Ankara]
Friday, August 20, 2010
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment