Kaç yer var özlediğim?
Donuklaşan gözlerim susar, sormaz artık:
Neden hiçbirine ait değilim?
Ardımda bırakarak çakıl çakıl üstüne kurduğum dağları,
Bir büyük gidişin eşiğindeyim...
Gündüzleri günlerden silen,
Derimizin altına zehirle işleyen:
Ey bilinmeyen!
İşte ben geldim...
Ne geri çekildim,
Ne ürkek kenarından geçtim,
Kapıyı sonuna kadar araladım
Ve yüzümü yüzüne verdim.
Artık vazgeçtim...
Bir adımla geçtim dönemediğim eşikten,
Boğuk buhranlı sisinin karasında
Gözlerimi karanlığına kaybettim.
Ve burda biter öykümüz.
Bir destanın kayıp son sayfasıdır yazılamayan.
Dizlerinin üzerine yıkılır en sonunda dev,
Ayakları kangren.
Donuklaşan gözleri susar, sormaz,
Hem isyan hem kabulleniştir usundaki derinden.
Bir nefesle geçirir içinden:
Dört elle sarıldığımız hayatın
Boyu hep kısa kaldı bizden...
Mühürler dilini söylemez yine de
Karanlığa bir adım daha yaklaşırken.
Ve burda başlar öykümüz
Ne gidilecek yönün
Ne görülecek yolun
Ne umulacak bir sonun olmadığı
Ama yine de en çok özlenen
Aidiyetimizle berrak
Aidiyetimizle duru
Aidiyetimizle ak...
Karanlığın içinden.
[ 12 Ağustos 2009 - New York]
Wednesday, August 12, 2009
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
hiçbir yerde değil
göçebe ruhların biriktirdikleri
yalnız kendi içindeki boşlukta...
Post a Comment