Gece,
Yine düştüm eşiğinden içeri.
Işığı gömmenin güveniyle
Ruhuma bir düğüm atıp
Çaresiz bırakacaksın beni.
Olmayanın hayali:
Buğday saçların buğday telleri...
Solar gider,
Yarım uyku soğuk terli.
İlk gençlikte seslenirdim:
"Gel kurtar beni..."
Gel kurtar beni
Rengi tanımsız o elmanın
İki yarısından daha çok olalım.
Ayaklarımız olmasın
Sivri çakıllarda kanayacak.
Sade iki göz olup
Bir tebessümle
Akalım.
İkiden ziyade
Yek ve pare olalım.
Elim avcunda,
Elin avcumda,
Katman katman bizi saralım.
Kuzey kapısından çıkalım.
Buzullar ışığı kırsın yediye,
Her tonunda boyanalım.
Soluklardan ziyade
Temiz bir tek nefes olalım.
Sonra duralım.
Durulalım.
Gecenin eşiğinde bu kez
Bunca asrın gönüllü yalınlığında
Kaybettiklerimizi yerine koyalım...
[mart 2009]
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
1 comment:
bekleyen günden güne değişiyor,
gelmeyen değişiyor,
zaman bile değişiyor,
bir tek gelmeyişi (mi) değişmiyor...
Post a Comment