Sınırlar hayallerin ötesine dayanacak
Ve herkes
Her bir gün hem de
Mutlu bir başlangıca uyanacak...
Yağmur başakların üzerine usul usul
Yarını yeşerterek yağacak
Doğurduğumuz her oğul
Göğü delen
Bir yeni camdan kule olacak.
...
Bu umutlarla terketti bir nesil
Doğup kök saldığı evini.
Tok
Ama ruhu sefil,
Unuttu niyetini.
Gökleri delen binaların yükseldiği
Ey cesur akıllı yeni dünya...
Kokuşmuş sonu geldi
İlk adımı atamadan daha
Ve gökdelenler devrildi
Ve yerine konulamadan yenileri
Paslandı demir filizleri…
Dayanılmaz rüzgarlarda inledi
Köprülerin çelik telleri
Ve kıymık kıymık söküldü raylar topraktan
Kör dilsiz bıraktı trenleri.
Farelerin şehri oldu dünyanın zirvesi.
Ne sevilebilen
Ne bıraklipıp gidilebilen bu yerde:
Eprimiş yüzü yamadan,
Elleri hep bir baskasının maşasından,
Gözleri ölü bir ağacın iki ölü kör budağından
Bir mahlukat yığını
Soyundu geleceksiz yarınına.
Bu sonsuz lanetin içinden yürürken ben
Çatladı kıtalar
Çekildi sular
Okyanuslar buharlaştı
Ve eridi buzullar.
Oysa bir zamanlar
Bir ev vardı uslara kazınacak
Bir ev
Tüplü ocağında çay kaynayacak...
Bir masa vardı o evde
Mum ışığında
Kitap okunacak...
Ve fareler lider olmadan çok çok önce
Yakıldı kitaplar,
Tepetaklak oldu paragraflar.
Eşik kırıldı
Ve rüzgar son nefesi oldu
Can çekişen mum alevinin.
Terketme zamanıydı
Beklemediği hiçbirimizin.
Ve her terkedişi terketmeye çalışırken biz
Ayakkabılarımız yüzüldü
Ve delindi tabanlarımız.
Elbiselerimiz parçalandı lime lime
Ve sertleşti yüzeyden tırnaklarımız...
Parmak uçlarımızdı çatlayan kabuk kabuk
Ağarandı tel tel saçımız.
Hepsini
Sonsuz,
Uçsuz bucaksız bir beyazlık temizleyecek zannederken
Kar yağdı...
Ve eridi...
Ve...
Ve çamur kaldı geriye,
Ocaktaki çaydanlık unutuldu
Ve eridi sapı.
Ekmek bitti, su bitti, aş bitti.
Bir kağıt bir kalem getirecek derken umudu
Anlık bir feryatla
Karardı masa lambasinin ampulu
Ve akşamı karşılayan
Karanlıkta nefes almayı mümkün kılan ışık
Son bir nefesle kayboldu.
Ve sonunda
Kuşlar sustu.
Ve dalgalar yalnız
Geçmişin çöplüklerini getirir oldu kıyıya
Çekmecemizde sakladığımız
Kalbimize sardığımız
Her kutunun içi boş
Her tünel bundan böyle
Sadece karanlığı getirir...
Zamanı gelen hiçbirşeyin
Gelmeyişi gibi zamanında
Kalem düştü
Ve bitti bu şiir...
[şubat - eylül 2008]
Tuesday, September 2, 2008
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment