Siyah saçlarına dokundum:
Yoktun…
Geceler nasıl geçti
Günler nasıl yaşandı umdunla:
Yoktun…
Kayboldum…
En yıkılmaz
En soguk zirveli dağ
Ve en yüceydim;
Silindim.
Bir ömürde
Bin yalnızlığın sessizliğinin çukuru
Ve bir türlü gelemeyen gelecek…
Her şeyden çok istemek bir şeyi:
Kimsenin anlayamayacağı,
Kimsenin dokunamayacağı,
Kimsenin hissedemeyeceği:
Bir dağın çöküsü…
Bir yıldızın sönüşü…
Anlatılmaz bir yalnızlık…
Yetsin…
Yalnızlık:
Sen hiç gitmedin
Onulmaz bir yara böbrekte
Alınamayan nefes ciğerlerimde…
Görülemeden
Duyulamadan
Dokunulamadan
Unutuldum…
Gelme.
Bir ses olmayacaksan sessizliğe
Ve dorukta bir kar tanesi
Ve karı delen kardelen -ki o sensin-
Ve “kimsenin olmadığı yerdeki sen” olmak istemiyorsan…
Zaten…
Gelme.
Bir akşam
Ve bir gece…
Ne dönülecek bir nehir kenarı
Ne tepede yana yatmış yalnız ağac.
Ben onun kenarında
Ve onun altındayım.
Ve siyah saçların
Bir dokunuşa özlem değilse…
…
İnsanoğlunun her bir bireyi yitip tükendiğinde
Dimdik ve yıkılmaz duran
Yine benim!
Herşey
Varoluş sebenini parmak uçlarından kaçırdığında
Varolan…
Yine benim!
Bir yıkılmazın yamacına ne kadar yakın…
Bir yılmazın nefesine ne kadar tanıdık…
Ve umuda ne kadar denksin?
Ellerim
Saçlarının siyahinda…
Ve sacların…
Sensin…
[ my dying bride : she is the dark… sekizinci yılında dinlerken yazıldı… ]
[ 24 ağustos 2007 ]
Yoktun…
Geceler nasıl geçti
Günler nasıl yaşandı umdunla:
Yoktun…
Kayboldum…
En yıkılmaz
En soguk zirveli dağ
Ve en yüceydim;
Silindim.
Bir ömürde
Bin yalnızlığın sessizliğinin çukuru
Ve bir türlü gelemeyen gelecek…
Her şeyden çok istemek bir şeyi:
Kimsenin anlayamayacağı,
Kimsenin dokunamayacağı,
Kimsenin hissedemeyeceği:
Bir dağın çöküsü…
Bir yıldızın sönüşü…
Anlatılmaz bir yalnızlık…
Yetsin…
Yalnızlık:
Sen hiç gitmedin
Onulmaz bir yara böbrekte
Alınamayan nefes ciğerlerimde…
Görülemeden
Duyulamadan
Dokunulamadan
Unutuldum…
Gelme.
Bir ses olmayacaksan sessizliğe
Ve dorukta bir kar tanesi
Ve karı delen kardelen -ki o sensin-
Ve “kimsenin olmadığı yerdeki sen” olmak istemiyorsan…
Zaten…
Gelme.
Bir akşam
Ve bir gece…
Ne dönülecek bir nehir kenarı
Ne tepede yana yatmış yalnız ağac.
Ben onun kenarında
Ve onun altındayım.
Ve siyah saçların
Bir dokunuşa özlem değilse…
…
İnsanoğlunun her bir bireyi yitip tükendiğinde
Dimdik ve yıkılmaz duran
Yine benim!
Herşey
Varoluş sebenini parmak uçlarından kaçırdığında
Varolan…
Yine benim!
Bir yıkılmazın yamacına ne kadar yakın…
Bir yılmazın nefesine ne kadar tanıdık…
Ve umuda ne kadar denksin?
Ellerim
Saçlarının siyahinda…
Ve sacların…
Sensin…
[ my dying bride : she is the dark… sekizinci yılında dinlerken yazıldı… ]
[ 24 ağustos 2007 ]
No comments:
Post a Comment