Beklemek,
Bir gece,
Beyaz bir güvercin,
Bacağına sarılmış,
Ucu yırtık bir kağıda
Sevgiyle yazılmış bir haber getirecek diye…
Dışarıda onca ses varken
Bir ıssızlıkta
Gece bekçisiyle tanışmak
Yalnız bir sahilin geceyarısında
Yarısı yıkılmış kumdan bir kale görmek
Ve dokunmamak,
Dokunamamak…
O gece
Yıkamamak
Ve yapamamak
Ne çıkarmak hayattan,
Ne ekleyebilmek hayata,
Kumdan kaleyi onaramamak…
…
Bir ömür geçti geçecek,
Dalgalar kaç kere vurdu sahile,
Kaç kere umutla çıkıldı yolculuklara?
Bir ses,
Bir gülümseyiş
Ve ucu yanmış kibritleri biriktirmek bir kutuda…
Hayatı umduğumuz kadar
Umabilseydi hayat bizi,
Kum taneleri bizi umursasa ve sorsaydı:
Biz şu anın ve şimdinin üzerinde, buradayız
Ve yokuz yarın,
Ya senin ayakların,
Neden bu kadar tanıdık,
Ve neden bu kadar ağır adımların?
Ve sen bir adamken
Nereden
Ve neden üzerimize çöktü
Onca adamlık ağırlığın?
Herşeyin bıraktığı ve bırakıldığı gibi
Dalgalar götürecek bizi
Ve sen
Buradan ayrılmış,
Yola çıkmış olacaksın…
Bir beyaz güvercin konsaydi oysa sahile
Dalgalar dursaydi
Ve hepimiz sonsuza kadar kalsaydık
Sessiz ve başbaşa
Taneler ayaklarında,
Umudun
Beyaz güvercinin bacağına dolanan
Islak kağıtta…
[ 15 ağustos 2007 ]
Sunday, August 19, 2007
Subscribe to:
Post Comments (Atom)
No comments:
Post a Comment